Deprem Riskine Karşı Hızlı Önlemler Şart!
1675 okunma

Deprem Riskine Karşı Hızlı Önlemler Şart!

Şubat 9, 2026 18:55
Deprem Riskine Karşı Hızlı Önlemler Şart!
0

BEĞENDİM

Jeofizik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Sinancan Öziçer, ülkenin deprem risklerinin her geçen gün artmakta olduğunu belirterek, bu durumu göz ardı etmemek gerektiğini ifade etti. “Her depremden, yaşanan olumsuzluklardan sonra dersler alarak hazırlık aşamasında bir üst basamağa geçiyoruz” diyen Öziçer, gelecekte yaşanabilecek potansiyel afetlerde can kaybını azaltmak için hızlı reaksiyon gösterebilmenin önemini vurguladı. Kentsel dönüşüm çalışmalarının ve afet müdahale planlarının hızlanması gerektiğini ekleyen Öziçer, bu konuda bir an önce harekete geçilmesi gerektiğini söyledi.

6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen, hatırlatılan bu büyük felaketten çıkarılan derslerin somut bir eylem planına dökülmesi gerektiğinin altını çizen Sinancan Öziçer, ülke genelinde, il ve ilçe düzeyinde eylem planlarının hazırlanması gerektiğini ifade etti. Eylem planının hazırlanmasında, risk tespiti ve risk azaltmaya yönelik çalışmalara öncelik verilmesi gerektiğini belirten Öziçer, “Ülkemiz yüksek bir afet tehlikesi ile karşı karşıya. Ancak buradaki risk, yalnızca deprem tehlikesiyle sınırlı değil. Can kaybını arttıran tüm etkenler birer risk unsuru” dedi. Bu noktada farklı coğrafyalardaki risk tespitleri ve bu risklere yönelik çözümler üretilmesi gerektiğini vurguladı.

Öziçer, depremin olası bir gerçeklik olduğunu belirterek, asıl sıkıntının can kaybına yol açan binaların durumu olduğunu ifade etti. “Yapı stokunun ciddi bir şekilde incelenip yenilenmesi gerekiyor” diyen Öziçer, Hatay ve İskenderun’daki son durumu örnek göstererek, yeni yapı kullanma izni almış binaların yıkılmasını, imalat aşamasındaki denetim eksikliklerine bağladı. Bu durumun, proje denetiminde zemin etütlerinin önemini vurguladığını ekleyerek, her belediyede jeoloji ve jeofizik mühendislerinin istihdam edilmesinin kaçınılmaz olduğunu da sözlerine ekledi. Öziçer, ülkemizde yerel belediyelerde bu alandaki eksikliklerin ciddi şekilde hissedildiğini belirtti.

İzmir’de yaklaşık 1 milyon yapı stoku bulunduğunu ve bu yapıların büyük bir kısmının 1975 ile 1998 yılları arasındaki deprem yönetmeliklerine uygun yapıldığını belirten Öziçer, bu binaların çoğunun 40 yaş ve üstünde olduğunu hatırlattı. “İzmir’de dolgu ve alüvyon tabakasının derin olduğu yerlerde çok fazla yapılaşma gerçekleşti” diyen Öziçer, 6.9 büyüklüğündeki bir depremin can kaybını arttırma potansiyelinin yüksek olduğunu ifade etti. Kaçak yapıların ve mühendislik hizmeti almayan binaların varlığı, gelecekte yaşanacak depremlerde daha fazla kayıpların olabileceğini gösterdiğini belirtti.

Yapı stokunun tespit edilmesi gerektiğini ifade eden Sinancan Öziçer, bu konudaki çalışmaları hızlandırmak için pilot bölgeler belirlenmesinin ve mahalle bazında kentsel dönüşüm yapılmasının önemine dikkat çekti. Öziçer, zemin deprem dalgalarının yapılara farklı etkileri olduğunu, dolgu veya balçık zeminlerin olduğu yerlerde bu dalgaların yapıyı daha sert etkilediğini söyleyerek, bu bilgilerin hızlı dönüşümlerin can kayıplarını azaltacağı anlamına geldiğini vurguladı. Ayrıca İzmir körfezindeki yapıların da daha hızlı bir şekilde dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.

Öziçer, geçmişteki depremlerin kendileri için büyük dersler olduğunu belirterek, “Her kötü deneyimden ders çıkarıyoruz” dedi. 1999 Gölcük depremi, 30 Ekim 2020 İzmir depremi ve Kahramanmaraş depremlerinin gelecekteki hazırlıkların

En az 10 karakter gerekli