Bazı cümleler vardır ki, sadece söylendiği anı değil, söyleyene de dikkat çeker. Gazeteci Cem Küçük’ün Taksim Meydanı programındaki sözleri, tam da bu türde bir cümle örneği teşkil ediyordu. AK Parti’ye yakınlığıyla bilinen bir ismin, Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden bir eleştiri geliştirirken kullandığı örnekler, doğal olarak dikkatleri üzerine çekti. Özellikle Uşak ve Bursa’daki süreçler konuşulurken, Adapazarı Belediye Başkanı Murat Işıksu’nun sürecine değinmesi ve ‘oyalama’ imasında bulunması, bende büyük bir şaşkınlık yarattı.
Cem Küçük, devamında şu ifadeleri kullandı: “Cumhuriyet Halk Partililer yoğun bir şekilde mesaj atıyorlar. Ataer rüşvet iddiasıyla somut bir şekilde delil oluşmuş. Tam rüşveti alırken üstü aranıyor. Suçüstü yapıldıktan sonra kesin ihraç talebiyle parti disiplin kuruluna aynı gün… Akşam yakalanıyor, sabah hakimin karşısına çıkmadan direkt ihraç talebiyle yüksek disipline sevk ediliyor. Bunu neden uygulamıyorsunuz kardeşim? Ne olacak? Daha ne olması lazım? Bunu neden uygulamıyorsunuz kardeşim?”
Bu ifadeler yalnızca bir eleştiri değil, aynı zamanda bir karşılaştırma da içeriyordu. Nitekim bu durum, programda bulunan gazeteci Ferhat Murat’ın tepkisini de çekti ve “AK Parti’yi neden o poşetin içine soktun?” şeklindeki çıkışı dikkat çekti. Bu noktada, Cem Küçük’ün yön değiştirip değiştirmediği sorusu akıllara gelmeye başladı. Elbette bu sorunun cevabı net değil; fakat bir gerçeği ifade etmek gerekirse, eleştirinin yönü değiştiğinde, dikkatlerin o yöne doğru kayması kaçınılmaz oluyor.
Bu tür olaylarda genel olarak tarafsızlık değil, taraf değiştirmek gibi algılamak daha yaygın. Cem Küçük, daha önce AK Parti’ye olan yakınlıkları ile bilinirken, şimdi Cumhuriyet Halk Partisi’nin eleştirisini yaparken bulunduğu konum, pek çok kişinin kafasında soru işaretleri yaratıyor. Tüm bu gelişmeler ışığında, medyanın nasıl bir yön bulacağı ve gazetecilerin çekimserliği, kamuoyunu derinden etkileyebilir.
Dahası, Cem Küçük’ün eleştirileri, sadece bir siyasi tartışma olarak kalmayacak, aynı zamanda toplumsal bilinç üzerinde de etkili olacaktır. Zira bu tür söylemler, belli bir kesimin gözünde güven kaybına yol açabilir ve toplumda kutuplaşmaya neden olabilir. Gazeteci Cem Küçük’ün bu denli sert eleştirilerde bulunması, eskiye nazaran bir değişikliğin işareti mi? Yoksa medyanın nasıl bir dönüşüm geçirdiğinin bir sembolü mü? İşte bu sorular, önümüzdeki süreçte önemli birer tartışma konusu haline gelecektir.
1
İzmir Körfezi’nin Temizliği: Eylem Planı Yetersiz!
6905 kez okundu
2
Cevdet Yılmaz, İzmir İş Dünyası Buluşması’nda
6792 kez okundu
3
Fidan: Afrika ile İş Birliği İle Geleceği Şekillendiriyoruz
6788 kez okundu
4
Köfez Sorunu İçin İzmir’de İşbirliği Çağrısı
6774 kez okundu
5
İzmir’de Yaya Üst Geçitleri Hızla Yükseliyor!
6770 kez okundu