Türkiye’nin coğrafi konumu, tarih boyunca pek çok deprem deneyimlemesine neden olmuştur. 1900 yılından itibaren 7 büyüklüğünün üzerinde meydana gelen 20 deprem, ciddi can kayıplarına ve ağır yaralara yol açtı. 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan büyük deprem ise sadece 13,5 milyonu uyandırmakla kalmadı; 85 milyonluk Türkiye’nin yüreğinde büyük bir acı bıraktı. Bu sarsıntı, tarihin en yıkıcı felaketlerinden biri olarak kabul edildi ve ‘asrın felaketi’ olarak adlandırıldı.
Bu felaket, art arda yaşanan iki büyük sarsıntıyla, 11 ili doğrudan etkiledi ve yaklaşık 13,5 milyon insanın yaşamını altüst etti. Binlerce bina, saniyeler içerisinde yerle bir oldu. Sokaklar, devasa enkaz yığınları ile dolup taştı. Enkaz altında kalan vatandaşlara ulaşabilmek için verilen zamanla yarış, günlerce sürdü. Kurtarma ekipleri, felaketin hemen ardından bölgeye ulaşmak için büyük gayret gösterdi; ancak yıkım o kadar büyüktü ki, çoğu durumda zaman yetişmedi.
Bu büyük felaket, sadece deprem bölgesinde yaşayanları etkilemekle kalmadı; 85 milyonluk Türkiye, derin bir sessizliğe ve ortak bir yas atmosferine büründü. Televizyon ekranlarında yansıtılan görüntüler, enkaz altında bekleyen aileler, kaybedilen canların hatıraları ve geride kalan acı, toplumun kolektif hafızasında yer etti. Birçok insan, sevdiklerini kaybetmenin hüznüyle doldu; barınak, gıda ve sağlık hizmetlerinin eksikliği, bir süre boyunca hissedildi.
“Asrın felaketi” olarak adlandırılan 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen, yaşanan acılar hala ilk günkü tazeliğini koruyor. Kentlerin yeniden inşası, kayıpların kabulü ve tedavi süreçleri devam ediyor. Toplum, bu büyük felaketten ders çıkararak yapılması gerekenleri gözden geçiriyor ve gelecekteki olası depremlere hazırlık için adımlar atma konusunda daha bilinçli hale geliyor.
Bu afet, aynı zamanda Türkiye’nin dayanışma ruhunu da ortaya koydu. İnsanlar, yardımseverlikleriyle bir araya gelerek, depremzedelere yardım ulaştırmak için seferber oldular. Yerel ve ulusal düzeyde çeşitli yardım kampanyaları düzenlendi. Tüm Türkiye, bir kez daha dayanışmanın önemini hatırladı ve el birliğiyle yaraların sarılmasına destek verdi. Her ne kadar fiziksel yapılar zamanla yeniden inşa edilebilse de, insanların kalplerindeki yaralar ve kayıpları asla tam olarak kapanmayacak.
Sonuç olarak, Türkiye’nin bu büyük felaket karşısında gösterdiği direniş ve dayanışma, gelecekte benzer durumlarla başa çıkma konusunda umut verici bir örnek teşkil ediyor. Haguen head; arama kurtarma çalışmaları, devletin ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliği ile düzenlenerek, 6 Şubat’ın yaralarını sarma noktasında kritik rol oynamaktadır. Önümüzdeki yıllarda, yaşanan bu acılardan ders alarak daha sağlam yapılar inşa edilmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması gerekmektedir.
1
İzmir Körfezi’nin Temizliği: Eylem Planı Yetersiz!
6267 kez okundu
2
Cevdet Yılmaz, İzmir İş Dünyası Buluşması’nda
6215 kez okundu
3
Fidan: Afrika ile İş Birliği İle Geleceği Şekillendiriyoruz
6208 kez okundu
4
İzmir’de Yaya Üst Geçitleri Hızla Yükseliyor!
6203 kez okundu
5
Köfez Sorunu İçin İzmir’de İşbirliği Çağrısı
6199 kez okundu