Dün, Karşıyaka Belediyesi’nde 8 eski kadrolu müdür ile bir başkan yardımcısının Örnekköy’deki spor salonuna sürüldüğü iddiaları gündeme taşındı. Bu durum, görev tanımı yapılmadan maaş ödenmeye devam edildiği öne sürülen kararla birlikte ‘kamu zararı’ yarattığını ifade etti. Gerçekte, uzun süredir herkesin bildiği ama yüksek sesle dile getirmekte tereddüt ettiği bir gerçeği de gözler önüne serdi; belediyelerdeki sürgünler ve kamu zararı yaratan maaşlar meselesi.
Aktif görevlerinden alınan bu müdürler, herhangi bir somut iş tanımı olmaksızın çalışmaya devam ediyorlar. Aslında, sadece kart basıp mesai dolduran, fakat fiili olarak herhangi bir üretim gerçekleştirmeyen yöneticilerden bahsediyoruz. Üstelik, bu isimlerin hâlâ müdür statüsünde maaş almaya devam ettiklerine dair iddialar, soruları bir hayli artırıyor. Bu noktada, kamu zararını kimlerin yarattığı ve yönetim anlayışının ne olduğu soruları akıllara geliyor.
Karşıyaka’daki bu iddia, yalnızca burayla sınırlı değil; aslında İzmir’in ve Türkiye’nin birçok belediyesinde fısıldayarak dile getirilen, ama kamuoyunda yeterince konuşulmayan derin bir problemi temsil ediyor. Belediye bünyesinde çalışan müdürlerin sayısı ve bunlardan kaçarının sadece çay-kahve içip gün doldurmakla yetindiği soru işareti taşıyor. Özellikle hangi belediyelerde bu durumun normalleştiği, kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından ciddi bir sorgulamaya tabi tutulmalıdır.
Belediyeler, bu sorulara iç dengeleri içerisinde acilen net cevaplar bulmak zorundadır. Kamuoyunun güvenini sarsmadan, bu durumu düzeltmek için gereken adımların atılması büyük bir önem taşımaktadır. Zira, kamu kaynaklarının etkin ve verimli bir şekilde kullanılması, toplumun refah seviyesi için hayati bir öneme sahiptir. Bu bağlamda, sadece görevdeki yöneticilerin değil, aynı zamanda sistemin ve yönetim anlayışının da gözden geçirilmesi gerekmektedir.
Karakasa gibi yerlerde yaşanan bu tür olaylar, sadece yerel yönetimlerin değil, tüm kamu kurumlarının çalışma disiplinini sorgulayan bir durum. İnsanlarının kamu hizmetlerinden yeterince faydalanabilmesi ve kaynakların israfının önlenmesi için, her bir belediyenin kendi iç işleyişini gözden geçirip, çalışanlarının etkinliğini artıracak önlemler alması beklenmektedir. Yalnızca Karşıyaka özelinde değil, daha geniş bir perspektiften ele alındığında, Türkiye genelinde de benzer sorunlarla karşı karşıya olduğumuz aşikardır.
Sonuç olarak, belediyelerdeki bu sürgün uygulamaları ve kayıtdışı maaşlar durumu, köklü çözüm ve düzenlemeler gerektiren bir konudur. Herkesin bildiği ama çok az kişinin cesaretle dile getirdiği bu gerçeklerin üzerinde durularak, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda hareket edilmesi, kamu mali yönetiminin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi adına oldukça önemlidir. Aksi takdirde, kamu kaynaklarının israfı ve nitelikli hizmet sunamamak, yerel yönetimler için geri dönüşü zor problemler yaratabilir.
1
İzmir Körfezi’nin Temizliği: Eylem Planı Yetersiz!
5981 kez okundu
2
Cevdet Yılmaz, İzmir İş Dünyası Buluşması’nda
5934 kez okundu
3
Fidan: Afrika ile İş Birliği İle Geleceği Şekillendiriyoruz
5928 kez okundu
4
İzmir’de Yaya Üst Geçitleri Hızla Yükseliyor!
5923 kez okundu
5
Köfez Sorunu İçin İzmir’de İşbirliği Çağrısı
5920 kez okundu