İzmir’de Kirli Su Krizi: Kuraklık İkinci Planda!
2372 okunma

İzmir’de Kirli Su Krizi: Kuraklık İkinci Planda!

Ocak 5, 2026 02:33
İzmir’de Kirli Su Krizi: Kuraklık İkinci Planda!
0

BEĞENDİM

TÜRKİYE Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir’in en önemli sorunlarından birinin kuraklık olduğunu ancak asıl problemin kirlilik olduğunu vurgulamaktadır. Prof. Dr. Yaşar, “Küçük Menderes, Büyük Menderes ve Gediz Nehri’nde kirlilik başladı. Yer altı sularını kullandığımız ve çok derinlere indiğimiz için, deniz suyu da basılmaya başladı. Rezervlerdeki suyu çekerken, deniz suyu karışıyor. Örneğin, bu yıl Gediz’de yapılan toprak ölçümlerinde binde 18 gibi bir tuzluluk oranı söz konusu.” şeklinde açıklamalarda bulundu.

İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nden (İZSU) gelen duyurunun ardından, İzmir’de 13 ilçede planlı ve dönüşümlü su kesintileri devam etmektedir. Bu süreçte Prof. Dr. Yaşar, İzmir’deki su sorununa dair değerlendirmeler yapmıştır. Kuraklığın geçici olduğunu ancak kirliliğin kalıcı bir sorun olarak varlığını sürdürdüğünü belirten Yaşar, “Küçük Menderes, Büyük Menderes ve Gediz Nehri’nde kirlilik başladı. Su kaynaklarımız üzerinde derinleşmemiz, deniz suyunun karışmasına neden oluyor.” ifadelerini kullandı. Bunun yanı sıra, Pamuk ekiminin verimliliğinde de ciddi düşüşler yaşandığını belirtti; “Dönüm başına verimlilik 600 kilogramdan 300 kilogramlara düştü.” dedi.

Kuraklık ve Su Kullanımı

Prof. Dr. Yaşar, kuraklığın sebeplerinden birinin su kullanımında yetersizlik ve eksiklik olduğunu ifade etti. Bu bağlamda, “Kuraklık geçicidir. Ancak kirlilik ciddi bir meselenin kalıcı olduğuna işaret ediyor.” ifadelerini kullandı. Yaşar, tesislerde arıtılan suların tarım alanlarında gri su olarak kullanılabileceğini önerdi. Örneğin, Çiğli Arıtma Tesisinden günde yaklaşık 600 bin metreküp su üretildiğini ve İzmir’in tüm pis sularının burada arıtıldığını belirtti. “Eğer biz bu suyu Gediz Ovası’na yönlendirebilirsek, o bölgedeki kuyuları korumuş oluruz.” diyerek bu durumun tarımsal su kullanımını artıracağını belirtti.

Hidrojeoloji Haritası ve Derin Suyun Kullanımı

Prof. Dr. Yaşar, yer altı sularının sabit olduğunu ve nehirler gibi akmadığını, bu nedenle su seviyeleri düştüğünde daha derin seviyelere inildiğini ifade etti. İzmir’deki kuyularda yaklaşık 300 metreye inilmesine dikkat çeken akademisyen, Manisa’daki durumun daha ciddi olduğunu ve 400 metrelere düştüğünü aktardı. “Derin sulara inildikçe, daha fazla enerji harcamaktayız. Eğer daha derinlere inersek, arsenik ve ağır metallerle karşılaşabiliriz ve bunların arıtılması maliyetli olacaktır.” dedi. Bu nedenle İzmir’de ilk önce hidrojeoloji haritasının çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.

Yağışlar ve Deniz Ekosistemi

Bu yıl İzmir’de ciddi bir yağış bekleyen Prof. Dr. Yaşar, ancak bu yağışın barajları dolduracak kadar olmayabileceğini düşündüğünü ifade etti. “Tahtalı Barajı yüzde 15 dolarsa çok güzel, yüzde 20 dolarsa çok iyi olur.” diyen akademisyen, doğanın denge mekanizması gereği kuraklığın mutlaka yağışlı bir dönem ile takip edileceğini dile getirdi. Ayrıca, bu yağışların denizlerdeki balık popülasyonu üzerinde de olumlu etkisi olacağını; çünkü yağmurların, nehirlerden besleyici elementler taşıyacağını ve bu durumun balıkların artmasına katkıda bulunacağını belirtti.

En az 10 karakter gerekli