Bir zamanlar, küçük bir kasabada yaşayan genç bir adam, maddi sıkıntılarla boğuşmaktaydı. Bu genç adam, hayatta kalmak için elini ne gelirse yapmaya çalışıyordu. Bir gün, kasabanın dışında bulunan terkedilmiş bir depoda bazı değerli eşyaların bulunduğu söylentisini duydu. Eşyalara ulaşabilmek için bir plan yapmaya karar verdi.
Gece karanlık basmadan, genç adam o depoya doğru yol aldı. Depo, kasabanın biraz dışında yer alıyordu ve geceleyin çok sakin bir yerdi. Adam, düşündüğünün aksine, hırsızlık yapmanın doğrudan doğruya yasa dışı olduğunu biliyordu. Ama zorunluluktan dolayı buna mecbur olduğuna inanıyordu. Zihninde, bir varil içinde değerli bulduğu eşyaları çalmak vardı. Hatta bu varilin içindeki eşyaları aldıktan sonra hayatında her şeyin daha iyi olacağına inanıyordu.
Depoya yaklaşırken kalbi hızlı hızlı atıyordu. Dışarıda karanlığın verdiği sessizlik içinde, adımlarını dikkatlice atarak içeri girmeye çalıştı. Depoya girdiğinde, esrarengiz bir karanlık karşısında tereddüt etti. Ancak yanındaki tek düşünce, çalacak eşyaları ve ardından hayatını nasıl değiştireceğiydi. Depodaki varilin yerini bulmuştu ve içine yerleştirilmiş eşyaları görebiliyordu.
Ama genç adamın planı burada bir aksilikle karşılaştı. Varil, beklediği kadar hafif değildi. Hatta tam tersine ağırdı ve onu kaldırmakta zorlandı. Ne kadar denese de, varili sürükleyip dışarı çıkarabilmek için gereken güce sahip olamadığını fark etti. İçindeki eşyaların değerini düşündükçe, karamsarlığa kapıldı. Bir an için her şeyin sona erdiğini düşündü fakat vazgeçmek istemiyordu.
Gece ilerledikçe, genç adam varili dışarı çıkarma çabalarını yine de sürdürdü. Ancak, her seferinde varilin ağırlığı onu yıpratmaya başlıyordu. Hatta, depoda patlayan bir sesle panikledi ve dışarıdan gelen sesler, onun için bir tehdit oluşturmaya başlamıştı. Bu sesler, ona düşündüğünden daha fazla bir tehlike doğuruyordu. Bu durum onu daha da korkutup, panik içinde hareket etmesine neden oldu.
Sonunda, içinde bulunduğu tehlikenin farkına vardı ve çalmak istediği bölgeden kaçmaya karar verdi. O an, olarak hırsızlık düşüncesinin ne kadar doğru bir düşünce olduğunu sorgulamaya başladı. Kaçış yolunda, içindeki pişmanlık duygusu giderek büyüyordu. Bu kadar uğraşın sonunda başarısız olması onu derin bir hüzne boğuyordu. Hölünce başını eğerek kasabaya geri döndü.
Kasabaya döndüğünde, içindeki utanç ve pişmanlık duygusu bir daha asla hırsızlık yapmamaya söz vermesine neden oldu. Yaşadığı bu deneyim, ona gerçek bir hayat dersi oldu. O günden sonra, çalışmanın ve dürüstlüğün ne kadar değerli olduğunu anladı. Her ne olursa olsun, yaşamı boyunca doğru ve gerçek şekilde ilerlemeyi kendine ilke edindi. Varil çalmak istemişti ama başarısızlığı onu daha iyi bir insan olmaya yönlendirdi.
1
Menderes’e Yeni Bir Sosyal Alan: Rumeli Cafe Açılıyor!
6666 kez okundu
2
Eylül Toplantısında Kıyı Ege’nin Geleceği Konuşuldu
6637 kez okundu
3
Başkan Kınay’dan Ulaşım Çalışanlarına Önemli Destek
6593 kez okundu
4
Tavacı Recep Usta’dan Şok Edici Fiyatlar! Enflasyonla Yarışıyor
6584 kez okundu
5
Bornova 1877, İzmir Derbisi’ne Lider Gidiyor!
6554 kez okundu